Babet Çorap ya da Nargile
 

Babet Çorap ya da Nargile

2021-01-10

Utku Haser , Bir kız vardı “Babet Çorap ya da Nargile”

1. seçilen blog :

utkuhaseronline@gmail.com

25 yaşında nargileye başlamak ama nasıl. Aslında hayatı boyunca apartman bahçesinde büyüyen tütün nedir bilmeyen bir çocuktum.  Okulda hep gezi koluna girmek isterdim ama her seferinde ya kütüphane koluna ya da ne işe yaradığı bilinmeyen yeşil ay koluna alınırdım. Yeşil ay kolunun ilk ve tek görevi olarak bildik her öğretmene, her öğrenciye gidip “ aman ha tütün mamülü içme “ demeyi. 

Aradan yıllar geçti bir gün Türkçe öğretmenim Filiz hoca benim gibi üç başarısız öğrenciye özel ders vererek yardımcı olmak istedi. Babamın verdiği 20 tl ile evden çıktım. 5 TL dolmuş bileti için 15 TL ise olurda canım çeker, arkadaşlarımdan geri kalmayayım diye cep harçlığı. Karşıyaka’da sahil bandında bir çay bahçesine oturduk Filiz hoca ile. Garson ne alırsınız diye sorduğunda bu cevaba oldukça şaşırmıştım. “Üzüm” dedi Filiz hoca.  Masaya üzüm gelecek sandım önce. Bir süre sonra közleri üzerinde bir nargile takımı geldi. “uzunca bir sohbet başka türlü çekilmiyor çocuklar” dedi. Bu cevabı yıllar sonra daha iyi anlamıştım. En çok şuna şaşırmıştım: Filiz hoca, okulun Yeşilay kolu başkanıydı. İlk defa böyle tanıştım bu kültürle.

Aslında sonrası sizlerle çok benzer. Arkadaşına özenmek ile devam etti.  

- Bana bir Kapi, kanka sen ne içersin ? 

- Şey bende böyle meyveli, kanka ben ne içeyim sen söyle.

Sonraları her tütünü öğrendik tabi, kendi nargilemizi söylemeye başladık. Sürekli gittiğiniz mekanlar bizleri tanımaya başladı

- Hayırlı işler, hünkar abi bana bi..

- Tamam geliyor kardeşim 

Bir gün bu babet çorap meselesine çok güldüm:

Bir kız vardı böyle dünyayı gezmiş, masmavi gözlü. Yıllardır da tanırım aslında ama hiç konuşamamıştık. Bir gün bir şekilde sohbet etme fırsatımız oldu.  Lüks bir restorana gittik önce. Güzel bir yemek söylemiştik. Etraf o kadar sıkıcı geliyordu ki bana her çatal sesi eziyet olmuştu. Hani derler ya “ alışmayan g... don durmaz” .  

Bir an durup uzunca bir nefes aldım. Kravatımı çıkardım.  “Hadi bir salep içelim mi dedim, bildiğim güzel bir yer var” 

Sanırım kibarlıktan olacak mavi gözlü kız kabul etti. O  sahil bandındaki çay bahçesine gittik, hani Filiz hoca ile gittiğimiz yere. 

Çay bardağında saleplerimiz geldi. Yanında mutlaka tarçın.  Sohbet devam etti bir şekilde. Etraftan nargile kokuları geliyor burnuma kendimi zor tutuyorum içmemek için. Bir yandan kıza havalı gözükmek için de sevmiyormuş gibi yapıyorum. 

“Ne duman oldu burası da, biraz yavaş için”  dedim.

Mavi gözlü kız gülümsedi, “Evet ya bu ne böyle, for for for. Babet çorap giyen, yakası açık tipler hepsi, ne anlıyorlar bilmiyorum” dedi.

O an duraksadım. Çaktırmadan ayaklarıma baktım.

Evet bende babet çorap giymiştim. Yavaşça ayaklarımı masanın altına soktum. 

İşte o ses ile değişti her şey, hani diyor ya Barış Manço “ bir anda o sesle sokaklar yankılandı Domates, Biber, Patlıcan” 

Tıpkı öyle oldu işte. 

“ Kardeşim hoş gelmişsin, hemen yolluyorum takımını “ !!!!

- Abi şey...

Diyemeden gitti garson. 

Kızla göz göze geldik. 

“Bende bir Nakla Şeftali alabilir miyim ! “ dedi.

40 Dk sonra “ seri köz lütfen “ dedi.

Gittikçe şaşırıyordum.

Ayrılma zamanı gelmişti. Evine bıraktım güzelce. Arabadan inerken son bir sözü vardı:

“ babet çorapların güzelmiş “ 

Yeni Ürün